Forum Makina
Forum Makina
HABER MERKEZİ

Seçimlerinizi yaparak tüm haberlerimize ulaşabilirsiniz.

HABER ABONELİĞİ

Sektördeki gelişmeler, yeni ürünler ve aktivitelerle ilgili olarak bizden düzenli bilgilendirme mailleri almak için
abone olunuz.

HABERLERİMİZ
2019
İş Makinası - Dikkat! Bu Makinelerde elektrik var…
Dikkat! Bu Makinelerde elektrik var…

Dikkat! Bu Makinelerde elektrik var…

En başından bu yana insanoğlunun hayatı bir güç mücadelesi içinde sürüyor. Bu gücü elde etmek için araştırıyor, geliştiriyor ve hatta yeri geldiğinde savaşıyor. Gücün farklı kaynakları olabilir. Asker, para, bilgi, teknoloji, vb. Ancak sadece güce sahip olmak yetmiyor. Onu zamanı geldiğinde, doğru yerde kullanabilmek için biriktirebilmeli ve taşıyabilmelisiniz.

Buhar makineleri ile elde edilen yüksek ve kesintisiz güç, insanlık tarihinde yeni bir çığır açan Sanayi Devrimi’nin temeli olmuştur. Zira kömür ve petrol gibi fosil yakıtlar içerisinde depolanan enerji, artık makineler aracılığıyla güce çevrilebilmektedir. Bu, olduğu yerde çalışan bir tekstil makinesi de olabilir, üretilen kumaşların uzak mesafelere taşınabilmesini sağlayan kara tren de.

Ancak enerji verimliliği son derece düşük ve depolanması için büyük alanlar gereken fosil yakıtların büyük ölçekli makine ve araçlarda kullanılması pek kolay değildi. İşte tam da bu aşamada devreye elektrik girdi. Sabit olarak çalışan sanayi makinelerinde hızla yaygınlaştı. Ve her ne kadar henüz yüksek miktarlarda depolanamasa da elektrik, teller üzerinden uzaklara taşınabiliyordu. Dolayısıyla bu sayede elektrikli tramvay, troleybüs ve trenlerle tanışmış olduk.

Buhardan elektriğe ve dizele geçiş

İş makinelerinde de gücün serüveni aynı yollardan geçiyor. Atların yükünü zamanla buharlı makineler aldı. Buharlı makinelerin düşük iş verimliliği ve zorlu operasyon süreçlerinden kurtulmak isteyenlerin önünde zamanla iki yol açıldı: dizel motor ve elektrik

Zamanının en değerli enerji kaynağı olarak kömüre olan yoğun talep, bu alandaki madencilik makinelerinin gelişiminde önemli bir rol oynadı. 1900’lü yılların başlarında Marion ve Bucyrus gibi markaların buhar gücü ile çalışan büyük ölçekli shovelleri oldukça yaygındı. Ancak buhar kazanlarının bakımı, temiz kömür ve su tedariki gibi operasyonu oldukça yavaşlatan sebepler, madencileri yeni arayışlara yönlendirdi. 1920’lerde mevcut buharlı shoveller elektriğe dönüştürülmeye başlandı. Böylece bakım için harcanan zamanla birlikte enerji maliyeti anlamında ton başına 10 cent tasarruf sağlandığı belirtiliyordu.

Dizel motorun gelişimi de buna paralel zamanlarda gerçekleşti. Rudolph Diesel tarafından geliştirilerek testleri 1897’de tamamlanan ilk dizel motor tek silindirliydi ve 20 beygir gücündeydi. Buharlı motorların %10 olan verimi bu motorda %26,2’ye çıkıyordu. Ancak yaşanan bazı teknik sorunlar sebebiyle dizel motorların gerçek hayata uygulanması biraz zaman aldı. Dizel motorlu ilk traktörler 1925’te seri üretime geçebildi.


Elektriğin günümüzdeki hızlı yükselişi

Depolanma yetersizliği sebebiyle mobil araçlarda elektrik kullanımı uzun bir süre sınırlı düzeyde kaldı. Dizel motorlar ise diğer içten yanmalı motorlarla birlikte her geçen gün daha da yaygınlaştı. Ancak zamanla çevre üzerindeki olumsuz etkileri göze batmaya başlayınca çeşitli emisyon kısıtlamaları hayata geçirildi. Son olarak Avrupa Birliği’nde geçerli olan Stage V standartlarıyla bir dizel motor için olabilecek en düşük seviyelere ulaşıldığı ve bundan sonrasının emisyonsuz elektrikli makineler olacağı belirtiliyor.

Günümüzde gerek artan bu çevre hassasiyeti gerekse enerji depolama sistemleri alanında sağlanan önemli teknolojik gelişmeler sebebiyle elektrik yeniden hızlı bir yükselişe geçti. İrlanda, Norveç ve Hollanda gibi bazı ülkeler 2030 yılından sonra içten yanmalı motorlu araçların satışını yasaklayacaklarını açıkladılar. Bu sınırlandırmaların büyüyen şehirlerle birlikte hayatımızın bir parçası haline gelen iş ve inşaat makinelerini de kapsaması sürpriz olmayacaktır.

İş makinelerindeki elektrifikasyon süreci kullanım alanına ve makinenin büyüklüğüne göre değişkenlik gösteriyor. Şehirlerde kullanımı yaygın olan küçük ölçekli makinelerde egzoz ve ses emisyonu avantajlarıyla %100 elektrik seçeneği ön plana çıkıyor. Daha yüksek güç yoğunluğuna ihtiyaç duyulan büyük ölçekli makinelerde ise hibrit seçeneğinin şu aşamada daha çok kullanıldığını görüyoruz. Bununla birlikte tamamen elektrikli modellere yönelik çalışmalara da rastlamak mümkün. Bu tercihler markadan markaya göre de farklılaşıyor.

Elektrifikasyonun temel avantajları:

Maliyetler: Fosil yakıtlardan elektriğe geçişle birlikte sağlanacak avantajların başında kısa ve uzun vadede sağlanacak maliyet avantajı geliyor. Dizel yerine elektrik kullanımının enerji maliyetlerini %50’ye varan oranda düşürdüğü belirtiliyor. Yapılan araştırmalar, içten yanmalı motorlarda %20’ler mertebesinde olan enerji verimliliğinin elektrik motoru ve akülü sistemlerde %60’lara ulaştığını gösteriyor.

Çevre: Küresel ısınmanın olumsuz etkilerini artık sadece haberlerde izlemiyor, bizzat ülkemizde de yaşıyoruz. Küresel karbon emisyonunun yaklaşık %11’inin inşaat sektöründeki enerji kullanımına bağlı olduğu belirtiliyor. Egzoz emisyonunu sıfıra indirecek olan tam elektrikli makineler dünyamızın ateşini söndürebilir. Elbette makinelerde kullanılacak elektriğin de yenilenebilir kaynaklardan sağlanmasını tercih ederiz.

Sağlık ve güvenlik: Elektrikli makineler sessiz olmaları sebebiyle şehirler merkezlerinin ve şantiyelerin hem insanlar hem de diğer canlılar için daha huzurlu ve güvenli olmasını sağlayacaktır. Gürültü seviyesi ruh sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Yüksek motor sesi şantiyede çalışanların birbiriyle iletişim kurmasını engelleyerek güvenli riski oluşturabilir.

Bakım: İçten yanmalı motorlara kıyasla daha az parça (hava emiş, soğutma, egzoz, vb. yok) bulunduğu için bu makinelerin bakım ihtiyacı azalmaktadır.

 

Elektrifikasyonun önündeki başlıca zorluklar:

Akü teknolojisi: Akü teknolojisindeki gelişmeler bu alanda yeni fırsatlar yaratıyor belki ama kullanımın daha da yaygınlaşabilmesi için daha uzun kullanım süresi; daha hızlı, kolay ve yaygın şarj imkânı ile birlikte hafiflik konularında yol alınması gerekiyor. Ayrıca artan talebi karşılayacak şekilde akülerin seri üretimi için gerekli hammadde tedarikinin sağlanması hayati önem taşıyor.

Değişime olan istek: Sağladığı avantajlara rağmen insanları bu değişime ikna etmek ilk aşamada kolay olmayabilir. Nispeten yüksek olan ilk alım maliyetinin, devlet teşvikleri ve tanıtım çalışmaları ile desteklenmesi gerekir. Bu konuda hassasiyetin yüksek olduğu İngiltere’de, 2018 yılında satılan elektrikli araçların sayısı %21 artmasına rağmen henüz toplam pazarın %6’sını oluşturuyor. Dizel araç satışları ise %30 azalmasına rağmen halen %32’sini.

Sektörde faaliyet gösteren firmaların elektrifikasyon alanındaki çalışmalarını sizin için derledik:

BOBCAT

Dünyanın önde gelen kompakt ekipman üreticilerinden Doosan Bobcat, ilk elektrikli kuyruksuz mini ekskavatörü olan 1 tonluk E10e’yi 2019 yılı içerisinde seri üretime aldı. Yılda 2.000 makinelik kapasiteye sahip olan Çek Cumhuriyeti’nin Dobris’teki üretim bandında, E10e ile birlikte dizel motorlu E08 ve E10z mini ekskavatör modellerinin üretimi de devam edecek.

Yeni E10e, sadece 71 santimetre olan kuyruksuz dönüş çapı ve emisyonsuz oluşuyla en dar kapalı alanlarda bile kullanılabiliyor. Bakım gerektirmeyen lityum-iyon aküye sahip olan makine, tek şarj ile 4 saat çalışabiliyor. İsteğe bağlı olarak sunulan 400V’luk süper şarj ile yaklaşık iki saat içerisinde yüzde 80 oranına şarj edilebiliyor.

CATERPILLAR

Makinelerinde iş verimliliğiyle birlikte maliyet ve çevre hassasiyetine de odaklanan Caterpillar, müşterilerin farklılaşan ihtiyaçları çerçevesinde alternatif elektrifikasyon çözümleri geliştiriyor. Kısmen ve tamamen elektrikli çeşitli modellerini halihazırda piyasaya sunmuş olan firma, bu alanda birçok patente sahip bulunuyor.

116 metreküpe varan kepçe kapasitesine sahip olan tamamen elektrikli Cat shoveller ve draglinelar, büyük ölçekli maden sahalarında zaten yıllardır çalışıyor. Kablosuz elektrikli Cat iş makineleri için önemli bir kilometre taşı olan ve yeraltı madenleri için geliştirilen lityum iyon akülü R1700XE lastikli yükleyici 2019 yılında pazara sunuldu. Tamamen elektrikli olan bu makine ile ortama salınan ısı ve duman miktarı azaldığı için madenlerdeki havalandırma ihtiyacı oldukça azalacak. Böylece önemli ölçüde maliyet avantajı da sağlayan makine, yine Caterpillar tarafından geliştirilen MEC-500 hızlı şarj sistemi ile mevcut elektrik altyapısına zarar vermeden şarj edilebiliyor.

Bu yıl yine konsept bir makine olarak tanıtılan tamamen elektrikli Cat 906M lastikli yükleyici, 3 saatte şarj olan lityum iyon aküsüyle ve yüksek torklu elektrik motoruyla 4,5 saat kesintisiz olarak çalışabiliyor. Yeni nesilde bu sürenin 8 saate çıkarılması için çalışılıyor.

Cat 300.9D VPS mini ekskavatör, açık alanlarda dizel motoruyla kullanılırken, kapalı alanlarda elektrik hattına kabloyla bağlanarak daha sessiz ve dumansız şekilde çalıştırılabiliyor.

Dizel motoru bir jeneratöre, AC yürüyüş motoruna veya başka bir elektrik kaynağına bağlamak, yakıt tasarrufunun öncelikli olduğu uygulamalarda avantaj sağlayabiliyor. 2009 yılında ilk kez pazara sunulan Cat D7E dozer, dizel elektrikli tahrik sistemi ile %30’a varan oranda daha yüksek yakıt verimliliği sağladı. Şimdi D6 XE ile bunun daha gelişmiş bir versiyonu D6 XE de geldi. Benzer şekilde Cat 794 AC ve Cat 795F AC kaya kamyonları ile birlikte Cat 988K XE lastikli yükleyici de elektrikli tahrik sistemleri ile daha yüksek verim ve yakıt tasarrufu sağlıyor.

Sadece Caterpillar değil, dünya genelindeki bayileri de kendi koşullarına uygun elektrifikasyon çözümleri geliştiriyorlar. Örneğin Zeppelin, Cat 302.7D CR mini ekskavatörü istendiğinde dizel veya şebeke elektriğiyle kullanılabilecek şekilde uyarladı. Yine Norveç merkezli Pon Equipment, 28 tonluk Cat 323F paletli ekskavatörü, 300 kW gücünde ve 3,4 ton ağırlığındaki lityum iyon aküleriyle 5 ila 7 saat süresince kesintisiz çalışabilen, tamamen elektrikli bir modele dönüştürdü.

HITACHI

Elektriğin yüksek enerji verimliliğini, geliştirdiği inovatif çözümlerle ürünlerine yansıtan Hitachi, günümüzde kablolu elektrikli, tamamen elektrikli, hibrit ve elektrik destekli çeşitli modeller sunuyor.

Hitachi’nin elektrifikasyon çalışmalarında, makinelerin mevcut çalışma alanları içerisinde kablolu elektrikli olarak çalışması uygulamaları önemli bir yer tutuyor. Ultra büyük ölçekli maden ekskavatörleri veya belirli bir alanda hurda, kâğıt, vb. elleçleme işi yapan ekskavatörler bunlar arasında sayılabilir.

Bu alandaki en ilginç uygulamanın, dev maden kamyonlarının sanki birer tramvay gibi (Trolley trucks) çalışması olduğunu söylemek yanlış olmaz. Örneğin, 296 tona varan taşıma kapasitesine sahip olan EH5000AC-3 model kaya kamyonları, maden sahası içerisinde yokuş çıkarken, üzerlerindeki özel bir sistem ile elektrik hattına bağlanıyorlar. Bu esnada dizel motor rölantiye geçiyor ve makinenin normalde onboard jeneratöre bağlı olan AC tahrik sistemi, şebeke elektriğiyle güçlendiriliyor. Yükleme, boşaltma ve manevra esnasında ise makine yine dizel moda geçiyor.

Bu uygulamada elektrik kullanımının dizele kıyasla %90’a varan oranda tasarruf sağladığı belirtiliyor. Yokuş çıkışları iki kat hızlandığı için iş verimi de önemli ölçüde artıyor. Ayrıca motor daha az çalıştığı için ömrü uzuyor, bakım masrafları azalıyor. Çevreye olan zarar da önemli ölçüde azaltılmış oluyor.

Hitachi’nin hibrit ekskavatör alanındaki çalışmalarının son ürünü olan ZH210-6’da birçok önemli yenilikler var. Öncelikle makinede öncesine kıyasla daha küçük, 73 kW gücünde bir dizel motor ve gerektiğinde buna destek sağlayan 44 kW gücünde elektrikli güç destek motoru bulunuyor. Genel operasyonlar için dizel motor yeterli oluyor. Ancak yüksek güç ihtiyacı olduğunda elektrik motoru devreye giriyor.

ZX210-6’da elektriği depolamak için önceki modelde olduğu gibi bir kapasitör değil, yüksek kapasiteli bir lityum-iyon akü kullanılmış. Böylece motora daha uzun ve kesintisiz güç desteği sağlanmış. Hafif işlerde elektrikli güç destek motoru jeneratör gibi çalışarak aküyü dolduruyor. Aynı hibrit otomobiller gibi çalışan bu sistem sayesinde bu sınıftaki en düşük yakıt tüketiminin sağlandığı belirtiliyor.

Hitachi’nin makinelerdeki elektrifikasyon konusunda iş birliği yaptığı Kiesel Technologie firması ile birlikte geliştirdiği akülü elektrikli ZE85 ve ZE19 ekskavatör modelleri de ilk kez Bauma 2019’da sergilendi.

HİDROMEK

Geleceğin elektrikli araçlar kategorisinde uzmanlaşmayı hedefleyen HİDROMEK, bu kategori için yeni bir alt marka oluşturdu. Bu hedef doğrultusunda; akıllı, ekonomik ve çevre dostu olan HİCON 7 W, %100 elektrikli bir şehir ekskavatörü olarak geliştirildi.

HİCON 7 W elektrikli ekskavatörün sadece motoru değil, tüm sistemi standart makinelerden farklılıklar gösteriyor. Elektrikli motora ve bataryaya sahip HİCON 7 W’nin hidrolik sistemi de buna göre tasarlanmış. Enerjisini yeni nesil Lityum-ion bataryalarda depolayan makine, sahip olduğu elektrik motoru sayesinde, daha sessiz, daha verimli ve çevre dostu olmasıyla öne çıkıyor. Sıfır emisyonlu olması ve kompakt boyutları ile çevresel etkiyi azaltan HİCON 7W, kullanıcılarına binaların içinde, bahçelerde ve parklarda, şehir içi şantiyelerde, tünellerde ve yer altında çalışma imkânı sunuyor.

Yakıt tüketiminin olmaması, verimli güç tüketimi sağlayan motoru ve bakım maliyetlerinin düşük olması HİCON 7 W’yu ekonomik kılıyor. Tek şarjla 8 saat kullanım sağlayan HİCON 7W’da bulunan standart soket makinenin kendi kendini şarj etmesini sağlıyor. Araç şarj istasyonlarında kolaylıkla 3 saatte tam şarj olan HİCON 7 W, hızlı şarj ile 30 dakika içinde de şarj olabiliyor. Ayrıca, uygun prizlere evde veya garajda da şarj edilebiliyor.

HYUNDAI

Elektrikli mini ekskavatörler geliştirmek üzere uzun dönemli bir iş birliğine giden Hyundai İş Makineleri ve Cummins, 3,5 tonluk ilk modelin prototipini tanıttılar. Şehir içi ve banliyölerdeki çalışmalarda egzoz emisyonsuz ve daha sessiz bir operasyon imkânı sağlayan yeni makine 3 saatten az bir sürede şarj edilebiliyor ve tam bir vardiya boyunca çalışma imkânı sunuyor.

Makinede, Cummins tarafından geliştirilen, her biri 4,4 kWh’lık 8 adet BM4.4E lityum-iyon akü modülü bulunuyor. Birbirine seri olarak bağlanan modüller toplamda 35,2 kWh enerji sağlıyor. Bu modüllerin sahip olduğu lityum-iyon teknolojisi ile daha yüksek enerji yoğunluğu sağladığı ve tescilli kontrol teknolojisiyle egzoz emisyonsuz daha uzun çalışma sürelerine imkân tanındığı belirtiliyor. Ayrıca modüler yapısı da tasarımcıların elini güçlendiriyor.

JCB

Şehir içinde kullanılan küçük ve orta sınıf iş makineleri alanında dünya genelinde önemli bir paya sahip olan JCB, bu yıl içerisinde seri üretimine başladığı tamamen elektrikli 19C-1E mini paletli ekskavatörü ile %50’ye varan oranda yakıt, %70’e varan oranda bakım masrafı tasarrufu vadediyor.

Temeli, 1,9 ton çalışma ağırlığındaki 19C-1 modeline dayanan yeni modelde, dizel motorun yerini bir elektrik motoru ve her biri 104 Ah kapasiteli üç adet (isteğe bağlı 4 de olabiliyor) yeni nesil batarya paketi (toplam 312 Ah/15kWh) alıyor. Yeni nesil lityum iyon akü, yol dışı inşaat kullanımlarındaki zorluklara uygun şekilde geliştirilmiş ve bununla birlikte 2.000 defa şarjdan sonra dahi (tahminen 10 yıl) kapasitesinin %85’ini koruduğu belirtiliyor.

Bataryası tam doluyken bir mesai süresince kesintisiz çalışma olanağı sunan mini ekskavatör için 110V (12 saat) ve 230V (8 saat) şarj alternatifleri bulunuyor. Ayrıca akünün 2 saatten az sürede şarj edilebilmesini sağlayan 415V opsiyonu da sunuluyor. 48V’luk gelişmiş elektrik sistemi ile yüksek verimli elektrik motoru, bir dizel motordan daha fazla tork sağlıyor. Klasik bir ekskavatöre kıyasla gürültü seviyesinin kabin içinde 10dB, kabin dışında 6 dB daha az olması, makinenin hastane ve okul gibi gürültüye duyarlı ortamlarda da rahatlıkla çalışmasına olanak sağlıyor. Dizel motor olmaması titreşimlerde önemli miktarda azalma sağlayarak operatör konforunu artırıyor.

KOMATSU

20 tonluk ilk elektrikli hibrit ekskavatörünü 2008 yılında pazara sunarak sektördeki elektrifikasyona liderlik eden markalar arasında yer alan Komatsu, günümüzde 5 tonluk mini ekskavatörden 113 metreküp kova kapasiteli draglinelara kadar geniş bir yelpazede çözümler geliştiriyor. Firma, hibrit ekskavatörlerinin yeni nesil modelleri HB215LC-3 ve HB365LC-3 ile birlikte ilk tam elektrikli iş makinesi olan kompakt ekskavatörünün prototipini, Bauma 2019’da sergiledi. Tam şarj ile 6 saate kadar çalışabilen 5 tonluk bu modelin geliştirme süreci devam ediyor.

Ekskavatörlerde son derece ağır olan üst yapıyı döndürmek için büyük miktarda enerji harcanmasından yola çıkan Komatsu, hibrit ekskavatörlerinde kule dönüş hareketini elektrikle gerçekleştirerek %40’a varan oranda yakıt tasarrufu sağlıyor. Kule dönüşün yavaşlaması esnasında açığa çıkan enerji, kule dönüşteki jeneratörü üzerinden buradaki bir ultra kapasitörde depolanıyor ve hareketin tekrar başlaması anında sistemi ve motoru desteklemek üzere yeniden kullanılıyor.

Komatsu, büyük ölçekli madencilik makinelerinde de kısmen veya tamamen elektrikli birçok model sunuyor. 2017 yılında satın alınan katılan Joy Global de bu anlamda Komatsu’nun elini oldukça güçlendiriyor.

Joy Global bünyesindeki P&H, ilk kablo elektrikli shoveli olan ‘Model 1800’ü 1954’te geliştirmişti. Yine bir elektrikli maden shovelinin üretkenliğiyle, bir dizel ekskavatörün yüksek hareket kabiliyetini bir arada sağlayan sektörün ilk hibrit maden ekskavatörü ‘P&H2650 CX’ de 2012 yılında pazara sunulmuştu. Günümüzde Komatsu’nun 70 metreküpe varan kova kapasitesine sahip elektrikli halatlı shovelleri ve 122 metreküpe varan kapasitede dragline modelleri bulunuyor. Yine 400 tona varan yük taşıma kapasitesine sahip AC elektrikli sürüş sistemli Komatsu kaya kamyonları da madenlerdeki malzeme hareketliliğinde büyük avantaj sağlıyor.

Komatsu’nun ABD Teksas’ta bulunan Elektrikli Sürüş İnovasyon Merkezi’nde gerek mevcut P&H elektrikli shovelleri gerekse akülü elektrikli L-1350 yeraltı maden yükleyicisi gibi hareketliliği daha fazla olan makineler üzerindeki çalışmalar devam ediyor. Çalışmaların kinetik enerji depolama ve daha hızlı şarj sistemleri üzerine yoğunlaştığı belirtiliyor. Komatsu, çift yönlü güç akışının kontrolüne olanak sağlayan ‘Anahtarlamalı Relüktans Motor’ alanında önemli bir teknolojik birikime sahip bulunuyor.

MANITOU

İnşaat ekipmanları üreticisi Manitou, Deutz ile yaptığı iş birliği çerçevesinde iki prototip telehandler modelini tam elektrikli ve hibrit tahrik sistemleri ile donattı. Deutz, geliştirdiği içten yanmalı motor, elektrik motoru, akü ve güç elektroniği kombinasyonları ile müşterilerinin ihtiyaçlarına uygun seçimi yapabilecekleri elektrik tahrik sistemleri sunuyor. Bu seçenek eğer istenirse tamamen elektrikli bir çözüm de olabiliyor.

Proje kapsamında geliştirilen tamamen elektrikli MT 1135 telehandler prototipinde 60 kW gücünde bir elektrik motoru bulunuyor. Sistem voltajının 360 volt olduğu makinedeki 30 kWh kapasiteli akü, yeterli enerji desteği sağlıyor. Normal bir MT 1335 model Manitou telehandlerda 70 kW gücünde Deutz TCD 3.6 dizel motor bulunuyor. Prototip hibrit modelinde ise bunun yerine 55 kW gücünde Deutz TCD 2.2 dizel motor ve 20 kW gücünde bir elektrik motoru kullanılmış.

MECALAC

Türkiye’de de üretim yapan Fransa merkezli iş makineleri firması Mecalac, 2018 yılında tanıttığı e12 lastikli ekskavatör modeliyle elektrifikasyon anlamında fark yarattı. Makinede lityum-iyon veya kurşun-asit yerine lityum-demir-fosfat (LiFePo4) akü kullanılmasının yangın veya sıvı kaçağı riskini ortadan kaldıracağı belirtiliyor.

Güç kaynağının üst yapıdan bağımsız olarak alt şaseye uygulanması, 146 kWh gibi en yüksek güçte dahi 8 saate varan süre kesintisiz çalışma imkânı verecek bir akü kapasitesine ulaşılmasını sağlamış. Makinede birisi kazı sistemini, diğeri yürüyüşü tahrik etmek üzere iki elektrik motoru bulunuyor.

WACKER NEUSON

Kompakt iş ve inşaat makineleri üreticisi Wacker Neuson; akülü sıkıştırma tablaları, tokmaklar ve beton sıkılaştırıcıları gibi küçük ürünlerinin yanı sıra 2015’ten bu yana iş makinelerinde de elektrik gücünü sunuyor. 1 tonluk Dual Power 803 paletli ekskavatör, standart modellerdeki dizel motora ek olarak harici bir elektro-hidrolik güç ünitesi (HPU8) ile birlikte sunuluyor.

Makineyi açık alanlarda dizel motor, kapalı alanlarda ise kolayca monte edilebilen harici elektro-hidrolik jeneratör güçlendiriyor. Yine 2015’te pazara sunulan WL20e kompakt lastikli yükleyici, tam olarak şarj edilen kurşun-asit aküleriyle 5 saate kadar kesintisiz çalışma imkânı sağlıyor. Makinede yürüyüş ve hidrolik sistem için iki ayrı elektrik motoru bulunuyor.

Firma ilk tam elektrikli ekskavatörü EZ17e’yi ise bu yıl içerisindeki Bauma Fuarı’nda tanıttı. Kuyruksuz tasarımıyla kapalı ve dar alanlarda çalışmak için ideal olan bu makine, lityum-iyon aküsüyle 7 saate varan çalışma imkânı sunuyor. EZ17e’yi, Ar-Ge çalışmaları devam eden 2,6 tonluk EZ26e’nin takip edeceği belirtiliyor. Fuarda tanıtılan diğer bir tam elektrikli makine olan 1,5 ton taşıma kapasiteli DW15e damper ise kurşun asit aküleriyle 6,5 saate kadar kesintisiz kullanılabiliyor.

VOLVO

Daha temiz, güvenli ve verimli şantiyeler için elektromobilite alanındaki Ar-Ge çalışmalarına hız veren Volvo İş Makineleri (Volvo CE), bunun ilk meyvelerini önümüzdeki yıl içerisinde müşterileriyle paylaşmaya başlayacak.

Dizel içten yanmalı motorların, büyük ölçekli makineler için günümüzde hala en uygun çözüm olmaya devam ettiğini açıklayan Volvo yetkilileri, değişimin daha küçük ölçekli makinelerle başlayacağını belirtmişlerdi. Bauma 2019’da sergilenen Volvo ECR25 elektrikli kompakt ekskavatör ve L25 elektrikli kompakt yükleyici firma açısından bunun ilk örnekleri oldu.

Bu makinelerdeki içen yanmalı motorun yerini, 8 saate kadar kesintisiz çalışma imkânı sağlayan lityum iyon aküler aldı. ECR25’te bir elektrik motoru tüm hidroliklere tahrik sağlıyor. L25’te ise yürüyüşe ve hidroliğe tahrik sağlayan iki ayrı elektrik motoru bulunuyor. Klasik şebeke hattı üzerinden şarj edilebilen bu makineler için hızlı şarj opsiyonu da geliştiriliyor.

Nihai saha testleri devam eden bu makinelerden ECR25, Bauma’dan sonra Fransa’da faaliyet gösteren ‘Spac’ firmasının Paris çevresindeki projelerinde kullanılmaya başlandı. Yeni makinelerin, Volvo’nun geçmiş yıllarda tanıttığı prototip EX2 ve LX2 modellerinin başarıyla tamamlanan geliştirme sürecinin ürünleri olduğu belirtiliyor.

Volvo CE, yeni elektrikli kompakt ekskavatör (EC15 ile EC27 model aralığı) ve yeni elektrikli kompakt lastikli yükleyici serilerini (L20 ile L28 model aralığı) 2020 yılının ortası itibariyle pazara sunacağını açıkladı. Bu sınıftaki içten yanmalı modeller ise aynı süreçte üretimden kaldırılacak. Yeni modellerin sıfır egzoz emisyonu, belirgin şekilde düşürülmüş gürültü seviyesi, azaltılmış enerji maliyetleri, geliştirilmiş verimlilik ve daha az bakım ihtiyacı özellikleriyle önceki geleneksel makinelere kıyasla ciddi avantajlar sağladığı belirtiliyor.


Bununla birlikte Volvo CE sadece model bazında değil, uygulama alanlarıyla birlikte sektördeki elektromobilite devrimini gerçekleştirmek üzere çalışmalarına devam ediyor. İsveç’te Skansa firmasına ait taş ocağında gerçekleştirilen ‘Electric Site’ projesi bunun en anlamlı örneği oldu. 8 adet HX2 otonom elektrikli taşıyıcı, LX1 elektrik hibrit lastikli yükleyici ve 70 tonluk EX1 çift enerji kaynaklı (kablo elektrikli ve dizel) paletli ekskavatör ile gerçekleştirilen proje kapsamında karbon emisyonunda %98, enerjide %70 ve operasyon maliyetlerinde ise %40’a varan azalma sağlandığı açıklandı. Prototip olarak test süreci Volvo CE tesislerinde devam eden bu makineler, sektörün geleceği anlamında önemli ipuçları veriyor.

Forum Makina
Forum Makina
Forum Makina