HABER MERKEZİ

Seçimlerinizi yaparak tüm haberlerimize ulaşabilirsiniz.

HABER ABONELİĞİ

Sektördeki gelişmeler, yeni ürünler ve aktivitelerle ilgili olarak bizden düzenli bilgilendirme mailleri almak için
abone olunuz.

HABERLERİMİZ
2020
İş Makinası - TÜRER Madencilik by Dinçer, 75 yıldır Marmara Adası’nın taşına değer katıyor
TÜRER Madencilik by Dinçer, 75 yıldır Marmara Adası’nın taşına değer katıyor

TÜRER Madencilik by Dinçer, 75 yıldır Marmara Adası’nın taşına değer katıyor

Sahip olduğu mermer yataklarıyla tarih boyunca medeniyetlerin ilgi odağı olan Marmara Adası, günümüzde de dünyanın en prestijli yapılarına güzellik katarak adından söz ettirmeye devam ediyor. Türkiye’nin coğrafi anlamda Gökçeada’dan sonraki bu en büyük ikinci adasında çok sayıda mermer üreticisi ve dolayısıyla yüzlerce büyük ölçekli iş makinesi çalışıyor.

75 yıldır faaliyet gösteren, adanın köklü firmalarından TÜRER Madencilik by Dinçer’in ikinci nesildeki ortaklarından Mustafa Dinçer ile bir araya gelerek faaliyetleri, mermercilik ve kullandıkları Sumitomo marka paletli ekskavatörler hakkında konuştuk.

Firmanız hakkında bilgi verir misiniz?

Babamız Ahmet Remzi Dinçer, işçi olarak çalışmaya geldiği Marmara Adası’ndaki ilk mermer ocağını 1955 yılında açmış. Bundan 6 yıl sonra firmasını kurarak Balıkesir Sanayi Odası’na kaydolmuş. Bugüne geldiğimizde bizler abim Aydın Dinçer ve ikiz kardeşim Hasan Dinçer ile birlikte ikinci nesil olarak onun açtığı yolda, şirketimize bir leke getirmeden ilerlemeye çalışıyoruz. Babamız ihracat faaliyetlerinde yabancı dilin önemini yaşayarak gördüğü için bizleri yurtdışında okutarak önümüzü açtı.

Aydın Dinçer aynı zamanda İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Başkanı olarak görev yapıyor. Hasan Dinçer ocaklarımızla ilgileniyor. Ben ise şirketin İstanbul Pendik Kurtköy’deki merkez ofisi ve depo alanında bulunuyorum.

Marmara Adası’nın uzun bir mermer geçmişi var, değil mi?

Adanın madencilik geçmişi 2.500 yıl kadar geriye gidiyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve nihayetinde Cumhuriyet tarihinde hiç durmadan çalışmış ender bölgelerden biri. Bugün İzmir Selçuk’taki Efes Antik Kenti veya Venedik’teki San Marco Bazilikası gibi birçok tarihi yapıda Marmara Mermerini hala sapasağlam görebiliyorsunuz.

Aslına bakarsanız Marmara Adası deniz aşırı ve zor bir bölge. Günümüz teknoloji seviyesinde bile zaman zaman zorlandığımız üretim ve nakliye süreçlerinin binlerce yıldır devam ediyor olmasının sebebi, çıkarılan taşın kalitesidir. Hem el işçiliğine gelebilen hem de dış etkenlere karşı koyabilen dayanıklı bir mermer olduğundan dolayı hala dünya genelinde tercih ediliyor.

“Dolamit şu an Türkiye’nin en değerli madenlerinden biridir”

Firmanızın mermer üretimi hakkında bilgi verir misiniz?

Bizim Marmara Adası’nda iki ayrı ocağımız bulunuyor. Birinden ‘Marmara Mermeri’, diğerinden ise ‘Dolamit Beyazı’ çıkarıyoruz. Geçen yıl muhtelif kalitede yaklaşık 30 bin ton mermer ve 5 bin ton dolamit ürettik.

Dolamit şu an Türkiye’nin en değerli madenlerinden biridir. Bunun sebebi kristal yapısının sıfır ve beyazlık derecesinin çok yüksek olmasıdır. Üretiminin zor olması da değerini artıran diğer bir etkendir. Normal bir mermer ocağında üretim verimi %15’lerdeyken dolamitte bu oran %3-5 aralığındadır. Genellikle ABD, Avustralya ve Çin’in bazı bölgeleri gibi gelir seviyesi yüksek ülkelerde iç mekân zemin ve duvar kaplama malzemesi olarak kullanılıyor.

Satışlarınızda ihracatın payı nedir?

İhracatımız zaman içerisinde değişkenlik gösterebiliyor. Daha önceleri yurtiçi ve ihracat satışlarımız eşdeğerdi. Son iki yıldır ekonomideki yavaşlamaya paralel olarak satışlarımız yaklaşık %70 ihracat, %30 yurt içi olarak gerçekleşiyor. Bunun içerisinde ihracata yönelik iç piyasaya ara mal olarak verdiğimiz ürünler de yer alıyor.

Marmara Mermeri geçmişte daha çok iç pazarda kullanılıyordu. Son 5-10 yıl içerisinde yapılan etkili tanıtımlarla ihracatı oldukça arttı. Örneğin Las Vegas, Kuveyt ve Meksika’daki birçok 5 yıldızlı otelde ve hatta New York’taki Trump Towers’ın banyo ıslak zeminlerinde Marmara Mermeri kullanıldı.

Taşınızı daha çok işleyerek mi yoksa blok olarak mı satıyorsunuz?

Türkiye’de diğer sektörlerde olduğu gibi biz de nitelikli personel sorunu yaşıyoruz. Ve çalışanlarımızın yaş ortalaması her geçen yıl artıyor. Çin ise bu açıdan çok avantajlı bir ülke. Ayrıca üretim ve pazarlama anlamında da çok başarılılar. Fabrikalarında a’dan z’ye verimli bir şekilde üretim yapabiliyorlar. Yani sırasıyla bloğu plaka haline getirmek, bunu inşaata kesilir hale getirmek, kalanını fayans yapmak ve en sona kalanlardan da mozaik üretmeyi kastediyorum. Bunu Türkiye’de yapabilen firma sayısı çok azdır.

Dolayısıyla bizden blok olarak taş istenildiğinde satmak durumundayız. Aksi taktirde stoklarımız artar. Kalitesine göre her taşın bir alıcısı var. Fabrikaları için bizden alamazlarsa başka ülkelerden temin ederler. Bizim buradaki handikabımız fiyat politikasında Avrupalılar kadar dik duramamamızdır.

Bizim blok satışlarımızda Çin, Bangladeş, Hindistan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri ön plana çıkıyor. Kesilmiş üründe ise İspanya, İtalya ve ABD gibi ülkelerde yoğunlaşıyoruz.

“Stoklarımızı güçlendirerek hızlı bir sezona hazırlık yapıyoruz”

Çin’de yaşanan Corona krizi sektörü nasıl etkiliyor?

Sektörümüzde Çin’in bir ağırlığı var. Sektör olarak yıllık 2 milyar doları bulan toplam ihracatımızın yarısını Çin’e yapıyoruz. Kriz sebebiyle oradaki fabrikalar kapalı ve seyahat de edemiyorlar. Dolayısıyla Çin’e olan satışlarımız %70 oranında azaldı. Bununla birlikte ABD’de kesilmiş ürün anlamında Çin’e alternatif üretici arayan firmalar sebebiyle bir hareketlenme var. Ancak buna rağmen dünya genelindeki pazarda ciddi bir daralma oldu.

Bizde de geçtiğimiz yılın şubat ayına kıyasla %30-35 oranında bir daralma söz konusu. Biz firma olarak üretimimizi kısmadık. Aynı personel sayılarımızla devam ediyoruz. Yaşanan bu krizin kısa süre içerisinde biteceği ve bahar aylarıyla birlikte sektörün tekrar canlanacağı inancındayız. Dolayısıyla stoklarımızı güçlendirerek hızlı bir sezona hazırlık yapıyoruz.

İş makinelerindeki öncelikleriniz nelerdir?

İş makineleri, son derece zorlu çalışma koşullarına sahip olan mermer ocaklarının belkemiğidir. Dolayısıyla işimizin aksamaması için kullandığımız makinelerin güçlü bir servis ve yedek parça desteği olması bizim açımızdan birinci kriterdir. Bunu güç ve dayanıklılık izliyor. Zira makinelerimiz ocaklarda büyük yüklere maruz kalıyor. Bununla birlikte tonlarca ağırlıktaki blokları riperle yerinden oynatabilmek için ekskavatörlerimizin zemine iyi yayılan, dengeli bir tasarıma sahip olmasını bekliyoruz. Makinelerimizin yakıt tüketimi de toplam maliyetlerimiz içerisinde önemli bir yer tutuyor.

“Sumitomo’yu alırken çevremize danışmıştık; şimdi biz de onların referansı olduk”

Parkınızda hangi makineler bulunuyor?

Ocaklarımızda 4 adet lastikli yükleyici, 4 adet paletli ekskavatör ve 2 adet belden kırma kamyon kullanıyoruz. Ekskavatörlerimizin 2 tanesi 50 ton, 2 tanesi 38 ton sınıfında. 38 tonlukların birisini kırıcıyla çalıştırıyoruz. Riperli olan diğer 38 tonluk ekskavatörümüzü yürüme mesafesi uzun alanlarda blok devirmeye yardımcı olarak kullanıyoruz. 50 tonluklar ise daha sabit şekilde kademelerde çalışıyor.

Ekskavatör grubunda yıllardır TSM Global ve Sumitomo’yu tercih ediyoruz. İlk makinemiz SH480 LHD-5’i 2015 yılında almıştık. Tercihimizde teknik özelliklerinin yanı sıra piyasadan aldığımız olumlu referanslar ve Japon teknolojisine olan güvenimiz etkili olmuştu. Duyduğumuz memnuniyet çerçevesinde 2018’de bir adet SH490 LHD-6 ve 2019’da bir adet SH370 LHD-6 daha aldık.

Neden Sumitomo?

Almadan önce iyi bir araştırma yapmamıza rağmen ilk başlarda bazı tereddütlerimiz vardı. Zaman içerisinde gerek makinelerimizin performansından gerekse verilen hizmetten duyduğumuz memnuniyetle ekskavatör parkımızı Sumitomo’ya çevirdik.

Bazı servisler bir sorunu çözene kadar 3-4 defa git gel yapıyor, yüksek masraflara ve zaman kaybına sebep oluyorlar. Hizmet aldığımız TSM Global’in Tekirdağ’daki yetkili servisi Girgin Makine işinin erbabı. Yaşadığımız sorunları hızlı ve olabilecek en ekonomik şekilde çözebiliyorlar. Sumitomo’yu alırken çevremize danışmıştık; şimdi biz de onların referansı olduk.